Agalara Hoş Geldiniz

Ayakkabılarınızı çıkartmayı unutmayın
Takip Edin ->

KUŞ BEYİNLİLİKTE BUGÜNKÜ KONUĞUMUZ: DİCLE GÜL



By  Dicle GÜL     15:22:00    Etiketler:, 

Bu yazı Dicle Gül tarafından yazılmış bir misafir yazıdır

---------------------------------§--------------------------------

    Herkese merhabalar. Bendeniz Dicle. Dicle Gül. Bütün arkadaşlarımın aradaki C harfi zor geldiğini düşündüklerinden olsa gerek bolca Dijle, Dijoo, Dico, Gossipgirl gibi adım dışında her bir haltı söylerler.( Gossipgirl demişken gıybet kazanı gibiyimdir, dedikodu konusunda üstüme tanımam, bir ara hatırlatın da fena bir dedikodu yapalım ya)

Bu arada bana Dijle denmesinden hayatta hiçbir şeyden nefret etmediğim kadar nefret ederim. Böyle diyenleri cidden gırtlaklayasım geliyor. Ama arkadaş değiller mi inadına inadına. Ha bir de karşıma geçip parmaklarını, boynunu kıtlatanlar var. Karşılarında şekilden şekle giriyorum. Hayatta hiçbir sesten bu kadar rahatsız olamam sanırım, ayşş bahsettim ya şimdi yine bir içim kötü oldu.


     Bugünlük misafir yazarım, sizlere bol atraksiyonlu anılarımı anlatacağım, ben onları yaşarken bolca ağladım, bolca kazık yedim, baya üzüldüm ama siz bol bol gülün, hiç bana içiniz acımasın çünkü ne geldiyse başıma benim kuş beyinliliğimden gelmiştir, o yüzden acımayın anam bana hiç, vur patlasın çal oynasın, hadi bakem.

Anılarıma geçmeden önce anlatacağım bir şey var : Nasıl buldum bu blogu, nasıl İkram’a bol ciddili, iş adamları havalarından mail yazdım, onları anlatmam lazım. Zaten böyle mailleri  Türkiye’de bir rahmetli Sakıp Sabancı amcamız, bir de ben yazarım. Eeee Sakıp Sabancı rahmetli olduğuna göre meydan da bana kaldı yani bir tek ben yazarım böyle (oh oh egomu da kastım). Şimdi İkram çıkıp beni rezil edebilir o mailin neresi ciddiliydi diye, haklı. Ciddili midilli değildi, ikinci mailden sonra özüme, kekoluğuma geri döndüm. Kuzu çevirmeler mi dersiniz, ne vereyim abime mi... Tamam daha fazla devam edip kendimi de sizi de zor duruma sokmayacağım. O yüzden baştan itiraf ettim en azından benden duydunuz, İşim İkram’a kalmadı.



 Şimdi reklam olur diye  hangi forum olduğunu söylemiycem, ya da aman bendeki de ne havasıysa artık, sanki Donanım Haber forumunda bizden alacağı reklama ihtiyacı vardı. Aman Dicleciğim yazısında bizden bahsetsin de, tıklanma rekorları alalım, sitemiz çöksün tıklanmadan diye bekliyorlardı.

Neyse,o kadar iğrenç bir websiteleri var ki bok gibi tam anlamıyla, üye olayım dedim yok bu sorun şu sorun derken sinirlerim bozuldu bir de ne göreyim google+'dan bir de Facebook'tan bağlanma da varmış. Tamam dedim şimdi olur. Yok öyle bok bir site ki ona da bağlanmadı, ben bağlanmaya çalıştıkça onlar aramızdaki bağları koparıp attılar, şerefsizlerrr.

(EDİT YAPIYORUM BEN İKRAM, DİCLE NAPIYON ADAMLAR DAVA AÇAÇAK )

 Neyse ben bağlanamadım, Agalara Geldik’in başlığına ben ilgileniyorum demem lazım yok anacım girmiyor lanet Donanım. Sonra Mecbur paşa paşa bloga girdim, ilkokul bebeleri gibi gittim bir tane yayının altına "Öğretmenim,öğretmenim ben donanım habere yazdığınız ilanla ilgileniyorum da acaba bana döner misiniz bu adresten dedim."

Allahım nasıl utandım ama, çocuk güzel güzel yazı yazmış  hem de altına hiç yorum yok, ben gelmişim abuk sabuk bir yorum yapmışım. Utanmam geçtikten sonra diyecem de zaten saniyenin onda biri bir süre sadece utandığım için çok da önemli değil yani. Sonra dedim bir siteyi iyice detaylıca inceleyeyim dedim. Hakkımızda diye bir bölüm vardı işte oraya bakayım dedim. Baktım bir de ne göreyim 2 adet isim: Elif, İkram.

Elif’e girdim önce baktım okudum işte sonra ne olduysa İkram’a bakamadım, içimden de geçiriyorum yav anası babası hiç mi düşünmedi ismini koyarken, bu çocukla ilerde çok dalga geçerler diye (İkram bunları yüzüne söyleyemediğim için özür diliyorum ama söyleseydim yazının heyecanı kaçardı)

(KIRILDIM ULAN ÇIT ULAN)

 Aaa bir de "Acaba bunun cinsiyeti kız mı erkek mi?" diye düşünüyorum. Yani anlayacağınız akşama kadar cinsiyetini öğrenemedim,

(BİRAZ DAHA ÇIT ULAN, NE DEMEK KIZ MI????)

(Halbuki tanışalım kısmında fotoğrafım vardı be)

İşte akşama doğru mail geldi, benim aklımda deli sorular aman tanrım cinsiyetine kafayı nasıl takmışım, sorucam sorucam ayıp olur mu diye düşünüp duruyorum. Hayır ne boka merak ediyorsun belki gay değil mi ya.

(AGA ÇATIRT ÇATIRTTT) paramparçayım

 Tövbe tövbe. Adı İkra olan iki arkadaşım vardı ,biri erkekti, biri kızdı o yüzden şüpheye düştüm. Sonra aklıma bir ilhamla blogdaki hakkımda kısmı geldi, gittim, baktım, ve öğrendim. Rahatladım yahu sonunda, şimdi karşında kiminle konuştuğunu da bilmeyince insan bir tuhaf oluyor ya sjsjsjsj.


Şimdi açıklama kısmını yaptığıma göre artık temel olaylara geçebilirim sanırım. Sizlere başıma gelen en kötü 2 olayı anlatacağım sizi çok boğmak istemem yoksa 10 tane falan anlatırdım



 YOLU KAYBETMEK 

(Başlık çok klasik gelebilir, hepimizin başına geldiği bir şeydir ama benimki klasiklerden biraz farklı)

Arkadaşımın adını vermeyeceğim, ona takma ad takacağım. Süslü.
 Güneşli bir çarşamba günüydü, terden saçlarım ıpıslak olmuştu, her insanın başına gelebileceği gibi bizim başımıza da geldi o merhum olay, lakin bizimki diğerlerinden farklıdır.

Bilkent'e yani Ankara'nın en elit, klas yerine gitmeye çalışırken..

 Ankarayı bilen bilir, Bilkent ilçesi zengin cicişlerin, playboyların gittiği bir yerdir, Bana da sayın Süslü gidelim diye ısrar etti "Dicleee hadi gidelim de 2-3 yakışıklı çocuk keselim, elit elit takılalım"  dedi. Biz de böylece gittik.

Kızılay'da meğer Bilkent İstasyonu'na direk giden dolmuş varmış bunu da geçen hafta gittiğimizde öğrenmiştik. Biz  iki yarım akıllı tabi geçen hafta hangi dolmuşa bindiğimize hiç dikkat etmemişiz, sora sora bindik. Bilkent'e gider mi, Bilkent İstasyonu'ndan geçer mi, diye soruyoruz.

Hiçbir dolmuşçu demedi bu gider diye, sonra bir dolmuşçu dedi ki Eryaman-Etimesgut'tan geçer dedi. (Allah o dolmuşçunun evine ateşler salsın emi sayesinde Bilkent diye nereye gittim bilmek istemezsiniz ama azıcık daha sabır.)

 Gittik bulduk işte Eryaman dolmuşunu, geçer mi dedik geçer dedi, binin. Bu arada dolmuş sayısı Sıhhıye' de hiç de az değil 1 km boyunca dolmuş var ya. İşte bindik gidiyoruz ilk 10-15 dakika doğru yoldan gittik, ben dedim en iyisi navigasyondan da takip edeyim, en azından nerede ineceğimizi  bilirim.

Takip ediyorum başlarda doğru yoldan gidiyoruz işte sonra dönmesi gereken yerden dönmedi, gaza bastı, Git Allah Git, son hız otoyoldan devam ediyor dolmuşçu, yavaş yavaş Ankara'dan da çıkıyor gibi. Bilkent de ağaçlık, ormanlık bir arazidir, şehrin dışı gibi. İşte diyorum ha geldik ha gelcez, ama yok anacım ortalarda ağaçtan, yoldan başka bir şey yok.

Binerken Süslü de sormuştu "Emin misin bu değil mi kesin?" diye, ben de "Tamamdır diyorum kesin bu, güven bana." Hay benim güven diyen dilim kopaydı emii.

Git git bitmedi, ben de diyorum içimden ha geldik ha gelicez, navigasyona bakıyorum her dakika hedeften daha uzaklaşıyoruz. Sonra arkadan bir amca dürtükledi, kızım siz Bilkent'te inmeyecek miydiniz diye, evet dedim, ne zaman geliriz? Biz orayı geçeli çok oldu dedi, bu dolmuş Bağlıca'ya oradan da Eryaman- SİNCAN'A gidecek dedi. Benim başımdan aşağı kaynar sular döküldü ardından da soğuk su döküldü.

SİNCAN.  Ankara'nın KEKO DOLU MAHALLESİ.

Süslü 'nün umurunda değil, ne olacak bir şey olmaz diyip diyor, kaybolduk, okuldan kaçtık, Sincan'a geldik, diyorum benim üzerimde mini etek var indiğim anda linç ederler kızım beni, kız bir şey olmaz diyor ya hala. Benim elim ayağım titriyor ama..

 İşte mecbur Sincan'ın girişine doğru geldik işte mecbur geri giden dolmuşlara binicez yani Sincan'dan gelen dolmuşlara.

İndik Süslü ile otoyolda işe çıkmış eskortlar gibi bekliyoruz, tövbe tövbe yaa sjsjjs. Sonunda dolmuş geldi. Aman Tanrım dolmuştakilerin bana bir bakışı var size anlatamam, linç etselerdi daha iyiydi, gözleriyle dövdüler resmen ya. Üzülerek söylüyorum ki bu konu gerçekten ülkemizde çok zayıf  her ne kadar Sincan da olsa Bodrum da olsa, İstanbul da olsa, Ankara da olsa ne yazık ki ülke olarak bu konuda çok zayıfız, kadınların yeterli hakları yok ve olanlar da yeteri kadar korunmuyor. Bu konuda blogumdaki yazımı (buraya tıklayarak) ziyaret edebilirsiniz.

  Nerede kalmıştık, beni gözleriyle dövdü insanlar resmen, dolmuşçunun bir bakışı var nasıl anlatayım size, yaşanır, anlatılmaz. Dolmuştaki amcaların, teyzelerin, tırreklerin bakışından bahsetmiyorum bile, gerisini siz düşünün artık. Neyse geri döndük ben kendimi otobüsten zor attım.

Sanıyorum ki Süslü de korkmuş olacak ki o da tavşan gibi hemencecik zıplayıverdi dolmuştan. Oradan indik bir daha git Bilkent'e. Ego ya bindik mecburen. Ama ben nasıl terlemişim, size anlatamam. Sanki başımdan birisi gelmiş su dökmüş o derece. 1,5 saatimiz geçti mi yollarda, üniversiteliler gitti mi, biz teyze ve dedelerle başbaşa kaldık mı? Oh oh günümüz boşa gitti mi, annem eve gidince ağzıma bir güzel sıçtı mı? Aynen öyle hepsi oldu.Bir gün artık daha ne kadar kötü geçebilir sorusuna 2 numara anımla devam ediyoruz.




PLATONİK AŞKIMIN BANA KUTUP AYISI DEMESİ
  
Birazcık kilolu olduğum doğrudur, ama şerefsiz Berkay'ın da bana kutup ayısı diyecek kadar değil. Bu şerefsizin adını vermezsem olmaz, küfür ediyorum diye kusura bakmayın ama Hak ediyor. Olay şu şekilde oldu.

Ben 8. sınıftayken okul değiştirip özel okula geçtim, ama o zamanlar 88 kiloydum. Biliyorum içinizden çüş, yuh, deve gibi laflar saydırıyor olabilirsiniz, ne yedin de öyle oldun, dev anası gibi iğrenç, gurur kırıcı şeyler söylüyorsunuz ki zaten ben de bunları vakti zamanında kendime çok söylemiştim. Ama gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki şu an 64 kiloyum yaklaşık olarak 25 kilo verdim anlayacağınız.

(Edit yine ben İkram, bir arkadaşım 107 kilodan 69'a falan düştü. Ne yedin de öyle kilo verdin dediğimde yemedim dedi. Bu da böyle bir anımdır)

 Ama bir sorun o kiloları neden aldın diye sınav yüzünden aldım canım ne yapayım, oturdum, yattım, kalktım, yemek yedim, ders çalıştım. Başka da bir bok yapmadım. Ama çalışmalarımın karşılığını da aldım. Ankara Fen Lisesi'ni kazandım sonuçta. Bana mutsuzluktan başka bir bok da getirmedi ya o da olsun. Bana ilk aşkımı getirdi sanırsam, ama tam emin de olamıyoyorum, belki de ergence bir şey ama güzel bir his onu yaşamak. 

Ben bu salağa baya takıktım. Ama var ya bu çocuk okulun en gevşek çocuğuydu. Hala daha öyledir muhtemelen. Ben şehir değiştirdiğim için bu olaydan sonra bir daha hiç yüz yüze gelmedik Allah'tan.

Facebook o zamanlar hala ünlüydü, işte oradan Ecrin Kaya adında bir hesap açtım. Ama neden Ecrin bir sorun bakalım. Çünkü uzun araştırmalarım sonucu ortaya çıkardım ki bu hayatta kız olarak değer verdiği tek insan kız kardeşiymiş de çok değerliymiş de falan da filan işte. Ben de dedim belki adı görürse biraz duygulanır neyin, işte hemencecik arkadaşlık isteğini kabul eder diye düşündüm.

Hay benim kafama kuşlar sıçsın emi. Arkadaşlık isteğini geri al, tekrar gönder, geri al tekrar gönder yapana kadar canım çıkmıştı artık. Berkay'ın namuslu olası tutmuş meğer. Tanımadığı insanları kabul etmemeye başlamış. Havana tüküreyim ben senin. İnşallah bir yerlerden bu satırları okursun da, hatta ve hatta nasıl kilo verdiğimi görürsün, nasıl güzelleştiğimi, nasıl başarılı olduğumu nasıl bir cevher, mükemmeliyet abidesi kaçırdığını görürsün de geberirsin, leşini yerden belediye işçileri bile toplamaya üşenir inşallah. AMİN.

Topluca amin deyin bakayım.

 Uzun uğraşlarım sonunda arkadaşlık isteğimi kabul etti işte. Ben hemen resimlerini filan beğendim. Sonra bu bana mesaj attı hayırdır, amacın ne gibisinden. Kaba şeref yoksunu zavallı, karşındaki bir kız meşe odunu değil

  Dedim ki biz buraya  Ankara'dan yeni taşındık, yeni arkadaş falan edinmek istiyorum, hiç kimseyi tanımıyorum, babam da çok kızgın bir insan bu konuştuklarımızı görürse çok kızar filan dedim. İyi banane sen bilirsin dedi. Öküz yav yemin ediyorum. Safkan öküz resmen. Yazışmalar silinmiş sanırım. Yoksa direk onları atacaktım agalar. Birkaç gün benim zorumla 1-2 dakika yazıştık ama zar zor. Merhaba, Nasılsın, Nasıl gidiyordan ileri geçemedik. Dedim ki en iyisi ben bu gizemi biraz bozayım.

Cuma günü mezuniyetimiz var, ben de orada olacağım ve sizin okuldan biri olarak ben de mezun olacağım dedim. Veee beklenen etkiyi verdi tabi ki. Çocuk şoka girdi. 1-2 dakika bir şey yazamadı. Ama benim de içim içimi yiyor, ya inanmadıysa diye. Sonra peki kimsin dedi. Ben de dedim ki eğer gerçekten söylemek isteseydim gerçek hesabımdan yazardım dedim. Bu sürekli zorlamaya başladı artık.

Nerdesin, hangi sınıftasın, söyle de bileyim, çok merak ettim falan. Tabi ki de mezuniyetten sonrasına kadar hiçbir şey söylemedim. Mezuniyetten sonra söyledim. Söylemez olaydım keşke. Benim dilimi eşşek arısı sokaydı, ellerim kırılaydı, felç olaydım da söylemeseydim. Çocuk internetten gülme krizine girdi ya resmen, 3 sayfa random attı.

3 SAYFA. 3 SAYFA RANDOMU PARDON DA BERKAYCIM NERENLE ATTIN. ŞEREFSİZ

 İşin kötüsü ben buna 2 gün önce sinirle, triple, küfürle karışık ilan-ı aşk etmiştim. Berkay da hiç oralı olmamıştı. Ben nasıl saydırıyorum ama, nasıl sövüyorum.  Berkay'ın eski sevgilisi Özge'nin memesinin resmini çekip attığına dair çeşitli rivayetlerden tutun da, mavi haplara kadar hakkında birçok dedikodu vardı. Bunları söyledim, bunlar az geldi bunlara bir de kurmaca rivayetler ekledim mi? Oh oh yeme de yanında yat. Saydır babam saydır. Sonunda ben sana neden bunları söylüyorum biliyor musun, çünkü sana aşığım dedim. Görüldü yaptı çıktı gööt herif. Sonra benim Dicle olduğumu öğrendi filan işte, kimseye söylememesi için yeminler ettirdim.

Sonra ne olduysa sinirlendim falan işte buna saydırmaya başladım, bir daha bana yazma, bitti gitti işte falan dedi ben dinler miyim hiç saydır Allah saydır. Susmazsan engel atıcam dedi. Ama ben, ben Dicle susar mı hiç, tabi ki de susmadım o da bana kutup ayısı, götü büyük, koca kafalı inek, çeşitli küfür ve hakaretler saydırdı. Bastım engeli buna her iki hesabımdan da. Bu çocukla evlerimiz de hemen yan yana ya, bir de en yakın arkadaşımın komşusu şeref yoksunu, haysiyetsiz.

Ben de her gün arkadaşımra giderim. O yaz boyunca herr günüm gerginlikle geçmiştir sanırım, bütün bir yaz boyunca onların siteye sadece 1 kere gittim, onda da az kaldı yakalanıyordum zaten. Hala nefret ederim pislikten. Muhtemelen o unutmuştur ama beni zaten. Amannn benden uzak Allah'a yakın olsun da başka bir şey istemiyorum. 

(Edit ben ikram, dayanamadım ama çocuk sana hakaret etmeden sen küfür etmişsin. Suç biraz da sende.. Üzgünüm) 

(yok kanka önce o bana baya ağır şeyler söyledi sonra ben sövdüm ama onları buraya yazamam çok ağırdı)

  Bugünlük bu kadar da agalar, hoşçakalın, esenlikle kalın.

DURUNN DAHA BLOGUMU TANITICAM.

 Blogumda her türlü konuda yazı yazıyorum, zaten kişisel bloggerım. Kafama esen her konuda yazıyorum. Bu bazen bilimsel olabiliyor, bazen aşk anılarım, bazen feminist yanım, bazense hüzünlü ponçik yanım hakkında olabiliyor. Eğer beni ve blogumu da merak ederseniz, buyurunuz hemen buraya tıklayarak geçebilirsiniz

---------------------------------§--------------------------------

Bu yazı Dicle tarafından yazılmış bir misafir yazıdır

Hakkımda Dicle GÜL

Adım İkram, 18 yaşındayım. Marmara Üniversitesi ALmanca Tercümanlık bölümünde okuyorum. Yeni yerler görmeyi ve yeni insanlar tanımayı çok severim. Aynı bloğumdaki yeni yorumları cevaplamayı sevdiğim gibi :D

3 yorum:

  1. Dicle kore dizisi izlediğine kalıbımı basarım

    YanıtlaSil
  2. 15-19 olduğu ne kadar belli sşğsğsğa

    YanıtlaSil

Yüce konsey onayladıktan sonra yorumunu yayınlıcaz


İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *